Travmanın Adli Psikiyatrik Boyutu ve Öneriler
TİHV Yayınları
ÖZET

GİRİŞ: Travma organizmada değişime yol açan fiziksel ve/veya psikolojik bir şiddettir. Travma, uygulama şekline, şiddetine, uygulandığı bölgeye göre değişik etkiler yaratırken, organizma da, travmaya karşı fiziksel ve psikolojik mekanizmalarla direnç gösterir. Bu iki komponent organizmada çeşitli belirtilerin ortaya çıkmasıyla sonuçlanabilir. Dolayısıyla, travma organizma açısından fiziksel ve psikolojik boyutta ele alınması gereken bir şiddettir. Şiddet hukuk açısından da bu kapsamda tanımlanmış ve değerlendirilmiştir. Ancak, uygulamada travma sonrası fiziksel lezyonlar mutlaka araştırılırken, psikolojik/psikiyatrik boyuttaki belirtiler genellikle eksik araştırılmakta veya dikkate alınmamaktadır.

Sağlık alanında yaşanan gelişmeler travmanın fiziksel belirtilerinin daha kolay saptanmasını sağlamaktadır. Psikolojik/psikiyatrik belirtilerin yorumlanmasında ve saptanmasında ise halen güçlükler yaşanmaktadır. Oysa, travmalarda en ciddi ve kalıcı rahatsızlıkların/hastalıkların ruhsal travmalarda yaşandığı belirtilmiştir. Fiziksel travmalar günler, aylar içinde iyileşebilirken ruhsal travma kişide yaşam boyu sürebilen çok ağır sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Ruhsal travmalarla ilgili en çarpıcı örnekler travmatik-katastrofik tablolardır (doğal felaketler, ölüm, kayıp, tecavüz, çocuk istismarı ve insan hakları ihlalleri, işkence …). Çeşitli travmatik-katastrofik tabloları engellemek olanaksız olmakla birlikte, insanların neden olduğu ruhsal travmalar en aza indirgenebilir.

Toplumsal yaşamın korunabilmesi için suç sayılan eylemlere yasal yaptırımlar uygulanır. Travmanın yol açtığı şiddet de yasal yönden değerlendirilmekte ve cezalandırılmaktadır. Türk Ceza Kanununda (TCK) fiziksel ve/veya ruhsal şiddet, müessir fiil (etkili eylem) kapsamında ele alınmaktadır. Yasal çerçevede ruhsal travmanın belirlenmesi öngörülmüş olmasına karşın, uygulamada eksik ve hatalı tutumlar yaşanmaktadır.

Ruhsal travma, yargıya, sıklıkla insan hakları ihlalleri ve işkence konularında yansımaktadır. Fiziksel işkencenin sonuçlarının kaba ve görülür olması, kolaylıkla saptanabilmesi gibi nedenlerin yanı sıra işkence ve insan hakları ihlallerinin özünde kişiliği yıkmayı, sindirmeyi ve korkutmayı hedeflemesi nedeniyle psikolojik işkence yöntemlerinin öne çıktığı belirtilmiştir. İşkence, yalnızca bireyleri değil toplumu da tehdit ve sindirme işlevi görerek, geniş kitleler üzerinde de ruhsal bir travmaya yol açabilir. Bir tehdit dile getirilemediği, kanıtlanamadığı ve cezalandırılamadığı sürece de etkilerini arttırarak sürdürür…

Kaynak Web Sayfası